ulubaysigorta
ulubaysigorta
renanseckin
KÖRFEZ TV

“RUH PARTNERİ”

Renan SEÇKİN

Renan SEÇKİN

"RUHUN ÇAY SAATİ"

Spritüel dünyanın “tekâmül”, “anda yaşamak”, “bütünün hayrına” gibi basmakalıp cümlelerinin yanı sıra bir takım idealler de pompaladığını duymamış olamazsınız.


Mesela “aydınlanmış – kâmil insan olmak”, “eş ruhunu bulmak” bunlar arasındadır. Ben de bu yazımda bu eş ve ikiz ruhlar kavramına biraz değinmek istedim.


Kadın – erkek veya üçüncü cins; bu dünyaya gelmiş hemen herkes bir diğer insanda arar kendini.


İnsanın kendini tamamıyla tamamlayacağı bir “diğer yarısının” olma ihtimali onu cezbetmekte, yaşamına bir yön, hareket ve belki de mana vermektedir.

Onu gelişmeye zorlamaktadır, zira bu diğer yarı kendi kendine gelmeyebilir ve gelirse de onun için belki rekabet etmek zorunda kalınabilir. Rekabet iyi bir şeydir, söz konusu “tekâmülde” ciddi bir rol-işlev üstlenmektedir.

İnsanı handiyse ömür boyu başka bir insanın peşinde koşturan teori, insanın zaten yarım, yani eksik yaratıldığıdır. Ağaçlar güneşe, toprak neme, özgür bir kızın saçları da rüzgâra özlem duyar.

İnsan da durmadan bir diğerine çekilir. Neden mi? Çünkü dedik ya, eksiğin biridir…

Mesela metafizik varsayıma göre Adem “tam” bir insanken Havva yaratılsın diye “kaburgası alındı” ve işte tam oracıkta ve o anda Adem eksiltildi.

Yani biz şimdi hepimiz bir cennet hikayesinde anlatılan bu eksikliklerle dünyaya geliyoruz. Hiç birimiz tam ve bütün değiliz, (her ne kadar kök hücreden sperm üretme denemeleri varsa da) kendi başımıza bir karşıt cinse ihtiyaç olmaksızın üreyemiyoruz ve üstelik hayvanları da aştık, üreme yapmasak bile tek başımıza hayata katlanamıyoruz.

Eş ve ikiz ruhlar olayını ayrı ayrı incelemekte yarar görüyorum zira ikisi birbirinden oldukça farklı kavramlardır.

İkiz ruhlar meselesi, varoluşa geçen bir ruhun kendini tıpkı eş parçacıklar gibi iki eşit parçaya böldüğü teorisi üzerine türemiştir. Bu teori de son yılların Parçacık Fiziği ile yakından ilgilidir. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, iki eş parçacığın birbiriyle mesafe aşırı nasıl etkileştiklerini şöyle anlatmıştır:

“CERN ’de yapılan deneyde inanılmaz bir olay gerçekleşti. Bu deneyin aynısı CERN’e 10 km uzaklıktaki bir yerde ve Chicago’da da bir merkezde yapıldı. Her 3 yerde de benzer foton üretilmişti. CERN’deki foton üzerinde çalışmalar yapılır ve hareket ettirilir. 10 km uzaktaki merkezde ve Chicago’da aynı deney yapılmadığı halde fotonun aynı anda ve aynı yöne hareket ettiği gözlemlenmiştir.

Atom altı parçacık fiziğinde 3 farklı yerde yapılan bu deneyde parçacıkların birbiriyle bağlantılı olduğu ve aralarında eş zamanlı ilişkisi olduğu ortaya çıkmıştır,  aynı manyetik alanda olan parçacıklar binlerce kilometre ötede de olsa aynı hareket ederler. Atom altı parçacık fiziğinde, farklı yerde yapılan deneylerde, parçacıkların birbiriyle bağlantılı olduğu ortaya çıkarmıştır.”

Spritüel varsayımlara göre bizler de varoluşa geçme aşamasında tıpkı bu eş parçacıklar gibi eş ruhlarla beraber yola çıktık, sonradan birbirimizden uzağa düştük ama bir şekilde etkileşmeyi sürdürüyoruz ve bu bizim hayatımızı tahmin edemeyeceğimiz derinlikte etkiliyor.

Fakat bu teorinin bir şekilde ilerletilmesi veya ayrıntılandırılması gerekmektedir, zira bizler sadece ruhtan meydana gelmiyoruz.

Şu önermeyi duymuş olmalısınız: “Ruhtan doğan ruhtur, etten doğan ettir”. Ve dahasını söylemem gerekirse: “Mentalden doğan mentaldir ve astralden doğan astraldir…” Yani insan sadece ruh ve bedenden meydana gelmediği için spritüalistlerin diğer varlık katmanlarımızın da “eş ve ikizleri” olup olmadığı konusunda bizi aydınlatmaları gerekmektedir…

Bu “ikiz ruh” teorisi doğruysa, evrenin bir yerinde, belki bambaşka bir galakside – çünkü parçacık fiziği bunu öneriyor – bizimle aynı olan biri var ama bu artık kız mıdır erkek midir başka bir şey midir belli değil. Çünkü ruhun cinsiyeti yoktur…

Dediğim gibi bu ruhların tam tamına ikiz olabilmeleri için insanın diğer katmanlarını da göz önünde bulundurmanız gerekir. Ve üstüne üstlük “ruh” denildiğinde tam olarak neyin anlatılmak istendiğinin de açıklanması icap eder. Ruh sadece insana ait bir şey değildir…

Fakat farz edelim ki gerçekten dedikleri gibi bir ikiz ruhumuz var, üstelik o bir insan ve o tıpkı bizim gibi biri; bizim ilgilerimiz onun ilgisi, bizim meraklarımız onun merakları, aynı şeyden hoşlanıp belki aynı şeylerden nefret ediyoruz.

Hele ki bir de karşı cinsimiz ise sanırım tadından yenmez. Ama bir dakika… her şeyi bizim gibiyse bize fazladan ne verebilir, ne öğretebilir ve hayatımıza fazladan ne katabilir? İkimiz de aşırı sıcak birileri olalım, bir araya geldiğimizde ortamı tutuştururuz. Veya tersine, ikimiz de son derece soğuk mizaca sahip olalım.

Bu defa hayatımız durağan, mesafeli, hareket noktasında sıfır hale gelecektir. Ancak birimizin ateşi eksik diğerimizin fazlaysa, bu etkileşimden her iki tarafa yarar bir sonuç çıkabilir. Ki o zaman ikiz ruh olmamız mümkün değildir.

Veya başka bir örnek vermem gerekirse: O kadar aynıyız ki ikimiz de harika birer yazarız ve bir yarışmaya katılıyoruz. E ne olacak o zaman birbirimizle rekabet mi edeceğiz? Aynı olan kişiler birbirine tamamlayıcı değil, olsa olsa rakip çıkarlar…

Şimdi diğer “ruh” partneri türüne geçelim. O, yaratılışta eksik bırakıldığımız yanları bize tamamlama kapasitesine sahip biridir. Bizi geliştirecek, büyütecek, ateşimiz azsa onu bize verebilecek biridir.

Bu ateşi tamamlar tamamlamaz belki bizi terk edecek ve bir diğer özelliğimizi verebilecek adaylar kaşımıza çıkacaktır. Çünkü tüm eksikliklerimizi tek bir kişide bulmamız imkansıza yakındır. Fakat öyle biri olsa bile isim olarak belki “eş ruh” değil de “ideal partner” demek daha uygun olacaktır.

İdeal partner, adı üzerinde bir ideal olduğu için onu bulacağız diye bir ömrümüzü tek başımıza kalarak heba etmekten imtina etmeliyiz. Onu bulabilmenin garantisi yoktur ve spritüel camianın bu handiyse ütopik kavramlarla bizi ulaşamayacağımız hedefler peşinde koşturması da doğru değildir.

Sonuçta insan o an için kendisine en doğru gelen şeyi yapar, karşısına çıkan insanın eş olup olmadığını düşünüp veya hissedip anlamaya çalışmak yerine ona nasıl bir deneyim getireceği üzerine odaklanmalıdır.

Zira hayat hülyalar içinde beklemeye değmeyecek kadar kısadır ve çoğunlukla en güzel ve kalıcı surette öğreten de hatalarımızdır.

İnsan doğrularından değil çoğu kez yanlışlarından öğrenir.


RENAN SEÇKİN
“Ruhun Çay Saati”

TÜM YAZILARI

Yazarımızın Kitaplarından Bazıları

Facebook ile Yorumla
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
YAZARIN SON YAZILARI
“RUH PARTNERİ” - 8 Kasım 2019
ÇEKİM YASASI - 25 Ekim 2019
İNZİVA - 27 Eylül 2019
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
Türkiye ve Dünya Haberleri, Köşe Yazıları, Magazinden Siyasete, Spordan Seyahate Birçok Haber... Körfez TV'de Bulunan İçerikler Kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz, Kanuna Aykırı ve İzinsiz Olarak Kopyalanamaz, Başka Yerde Yayınlanamaz.